Bir Yaz Sabahı Göl Kenarında Transformers İzlemek: Benlik Çatışması

Bir Yaz Sabahı Göl Kenarında Transformers İzlemek: Benlik Çatışması

Bir yaz sabahı, küçük bir patikada hızlı adımlarla ilerliyorum, biraz öfkeliyim, yol üzerinde bir taşa takılıyor ayağım, sendeliyorum. "Ne işi var taşın burada," diyorum, " bir bu eksikti neredeyse düşecektim..." Başımı yoldan kaldırıyorum, kaldırdığımda sağımda ve solumda bulunan ağaçları fark ediyorum. Bu ağaçların dalları arasından süzülen güneş ışıkları gözümde parlayınca görüşümü biraz bozuyor, "bu kadar parlak olmak zorunda mı," diyorum. Yüzümü tekrar yola çeviriyorum, biraz ileride bir boşluk var, merakla ilerliyorum. Bu boşluğa yaklaştığımda bunun bir göl olduğunu görüyorum; sabah güneşinin ısıttığı yüzeyinde sis oluşmuş, bu yüzden mistik bir havaya bürünmüş, çok büyük olmayan bir göl. Yoldan ayrılıp üzerine düşen çiğden dolayı ıslak olan otlara basarak göle yaklaşıyorum. Göl kenarındayım ve evden ayrılırken hissettiğim öfkeyi hâlâ hissediyorum.

Göl Üzerindeki Yansıma

Derin bir nefes alıyorum, gözlerim gölün üzerinde gezerken bir noktada sabit kalıyor, bu bir yansıma; su üzerinde kendi yansımamı görüyorum. "Kim bu," diyorum.

 Kimsin sen? 

Ben miyim!

O zaman ben kimim?

Hangisi gerçek ben? Benim bildiğim ben mi? Ailemin bildiği ben mi? Arkadaşlarım veya etkileşimde olduğum insanların bildiği ben mi? Bilmiyorum, aklıma izlediğim bir film geliyor.

Transformers 3
Bu filmde Sam okulu bitirmiş, iş aramaktadır. O gün iş görüşmesine gidecek fakat sabah kız arkadaşı ile düzenli bir gelir konusunda ufak bir tartışma yaşıyor, tam evden çıkacak anne ve babası geliyor, benzer bir tartışma onlarla da gerçekleşiyor. Senaryo iş görüşmeleri ve buradaki Sam'in davranışlarıyla devam ediyor.

İzledikten sonra bu sahneyle ilgili yaptığım yorumu hatırlıyorum: "Sam burada Sam gibi davranmıyor; sebebi Sam'in kendince bir benlik anlatısı olması. İki sefer dünyayı kurtarmış ve dönemin ABD başkanından ödül almış biri, bu da onun benlik anlatısını etkiliyor ama partneri, ailesi ve toplumun gördüğü bir Sam var. Bu durum bir çatışkı yaratıyor Sam için. Ve garip davranışlarının oluşmasına neden oluyor. Kendi davranışlarını sergileyememesinin asıl nedeni sabah gerçekleşen diyalogların üzerinde oluşturduğu baskıydı; her ne kadar özgür davranıyormuş gibi görünse de özgür hareket etmiyor ve en sonunda arabasını tekmelemeye başlıyor, sebebi 'anlatılan ben ile yaşanan ben arasındaki çatışkı.'"  

 Bu hatırlama kendi durumumu biraz görünür kılıyor. Bu çoklu benler arasında sıkışmış olan benin yaşadığı çatışmanın verdiği huzursuzluk. Kendi benlik anlatımla toplum ve ailemin bana biçtiği rol (beni gördükleri ben) arasındaki çatışmanın öfkesi.

Aslında hepimiz Sam gibiyiz. Kendi içimizde dünyaları kurtarmış, büyük fırtınalar atlatmış, kendi kahramanlık hikayelerimizi yazmışızdır. Ama dışarıdaki dünya, ailemiz, sevgilimiz, patronumuz, bizi sadece o anki işlevimizle, onlara ne verdiğimizle veya toplumun belirlediği standart şablonlarla ölçer. İşte bu sabah yoldaki taşa öfkelenmemin sebebi de buydu belki de . Taşın orada olması değil, benim kendi içimdeki bu devasa çatışmayı yürürken bile yanımda taşımamdı. İçimdeki kahraman ile dışımdaki sıradan insan birbirine çarptıkça canımı acıtıyordu.

Peki, Hangi Siz Gerçek Sizsiniz?

Gözlerimi odaklandığı noktadan kaldırıyorum, su yüzeyindeki sis dağılmış, güneşin ışıkları artık rahatsız edici değil. Gerçek ben hangisi hâlâ bilmiyorum. Belki de hangisiyle yaşadığımıza göre değişir. Ama benler arasında içsel bir uzlaşma olduğu kesin, kendimi sakinleşmiş hissediyorum. Gerçekten hangi ben veya size soruyorum, hangi siz gerçek sizsiniz?

Yorumlar

  1. Yazarın Notu:
    "Bu analiz, ilk bakışta Carl Jung’un 'persona' kavramını anımsatabilir; ancak Jung, personayı (takılan maskeyi) ben olan öznenin dış dünya ile uyum sağlamak için kullandığı bir tercih olarak görür. Bu tartısmaya açık bir konudur.Ben ise 'Zihnin Zincirleri'nde de anlatmaya çalıştığım o 'özgür olmama' hali üzerinden bakıyorum: Bu maskeyi özne seçmiyor, aksine bu maske ona dışarıdan takılıyor. Belki de asıl mesele ve trajedi; o maskeyi takanın kendimiz olduğu yanılgısına düşmemiz, onu kendimizden sanmamızdır."

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Simgelerin sihirli gücü

Zihnin Labirentleri

Zihnin Zincirleri